Gazze'de yaşananlar, 'İkinci Nekbe'yi aştı: Bu bir hayat değil, hayatta kalma mücadelesi
Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarının gölgesinde yaşamlarını sürdürmeye çalışan Filistinliler, yaşanan insani felaketin yalnızca bir savaş değil, nesiller boyunca unutulmayacak büyük bir yıkım olduğunu dile getiriyor. Çadır kentlerde yaşam mücadelesi veren siviller, 1948’de yaşanan Nekbe’nin izlerini taşıyan Filistin halkının bugün çok daha ağır koşullarla karşı karşıya kaldığını söylüyor.
Sürekli bombardıman tehdidi altında yaşayan binlerce aile, yıkılmış şehirler, çöken altyapı, gıda ve temiz su eksikliği nedeniyle yaşamlarını sürdürmekte zorlanırken birçok Filistinli, bugün yaşananları “tam anlamıyla bir soykırım” olarak tanımlıyor.
“GAZZE TAMAMEN YIKILDI”
Gazze’nin Beyt Hanun bölgesinden Abdulkerim Akl, yaşananların tarihte benzeri görülmemiş bir trajedi olduğunu belirterek, “Gazze’de yaşananların dünyada bir örneği yok. Nekbe demek bile yetersiz kalıyor. İnsanlar sadece sabaha sağ çıkabilmeyi düşünüyor.” ifadelerini kullandı.
Savaş öncesinde çiftçilik yaptığını anlatan Akl, bugün ise insanların temel ihtiyaçlara ulaşabilmek için saatlerce kuyruk beklediğini söyledi. Açlığın yalnızca insanları değil hayvanları da etkilediğini dile getiren Akl, bölgede yaşam koşullarının tamamen çöktüğünü belirtti:
“Sabah olduğunda ya telefon şarj etmek için sıra bekliyorsunuz ya da su ve yiyecek bulmaya çalışıyorsunuz. İnsanlar artık yaşamıyor, sadece nefes alıyor.”
“BU YAŞAM DEĞİL, HAYATTA KALMA SAVAŞI”
61 yaşındaki İsmihan Hıleyf ise savaş öncesinde sade ama huzurlu bir yaşam sürdüklerini, bugün ise tüm hayatlarının belirsizlik içinde geçtiğini söyledi.
Çadırda yaşamaya çalıştıklarını ifade eden Hıleyf, “Eskiden geleceğe dair planlarımız vardı. Şimdi sadece bir sonraki günü nasıl geçireceğimizi düşünüyoruz. Buna yaşamak denmez. Bu sadece hayatta kalma mücadelesi.” diye konuştu.
İsrail saldırılarıyla birlikte eğitim sisteminin çöktüğünü, işsizliğin arttığını ve temel hizmetlerin tamamen durduğunu belirten Hıleyf, çocukların gelecek umutlarını kaybettiğini ifade etti.
“ÇOCUKLAR VAKTİNDEN ÖNCE BÜYÜDÜ”
Gazze’nin kuzeyindeki çadır kamplarında yaşayan Ummu Ala Salim Dib de annesinden yıllarca 1948 Nekbesi’ni dinlediğini ancak bugün yaşananların çok daha ağır olduğunu söyledi:
“Annem bize ilk Nekbe’yi anlatırdı ama onlar bizim yaşadıklarımızı yaşamadı. Burada ne ulaşım var ne sağlık merkezi ne de güvenli bir yaşam alanı. Çocuklarımız su taşımak, odun toplamak zorunda kalıyor. Bu bir felaket değil, tam anlamıyla yok oluş.”
Çocukların psikolojik olarak büyük travmalar yaşadığını dile getiren Dib, yaşıtları gibi okula gitmeleri ve oyun oynamaları gereken çocukların savaşın yükünü omuzladığını söyledi.
89 YAŞINDAKİ NEKBE TANIKLIĞI: “BÖYLESİNİ HİÇ GÖRMEDİM”
1948 Nekbesi’nin canlı tanıklarından 89 yaşındaki Halime Selame de yıllar sonra aynı acıları Gazze’de yeniden yaşadığını anlattı.
İsrail’in kuruluş sürecinde ailesiyle birlikte Aşdod’dan Gazze’ye göç etmek zorunda kaldığını söyleyen Selame, bugün yaşanan saldırıların geçmişte gördüğü savaşlardan çok daha ağır olduğunu belirtti.
Selame, “1948’i, 1956’yı, 1967’yi gördüm. Ama bugün yaşananlarla hiçbirini kıyaslayamam. Bu, gördüğüm en ağır savaş.” dedi.
Çocuk yaşta ailesinden ayrı düştüğünü ve yıllarca çadırlarda yaşadığını anlatan yaşlı kadın, bugün Gazze’de yaşanan zorunlu göçlerin kendisine geçmişteki acıları yeniden hatırlattığını söyledi.
“FİLİSTİNLİLERİ TAMAMEN YOK ETMEK İSTİYORLAR”
İsrail’in saldırılarında sivillerin hedef alındığını savunan Selame, “Bu kez canlı tek bir Filistinli bile bırakmak istemiyorlar. Ama biz bu topraklardan vazgeçmeyeceğiz.” diye konuştu.
Gazze’de iki kez yer değiştirmek zorunda kaldığını belirten Selame, Filistin halkının yıllardır süren savaş ve göç nedeniyle büyük bir yorgunluk içinde olduğunu ifade etti.
Yaşlı kadın, uluslararası topluma ve İslam dünyasına da çağrıda bulunarak, Filistin halkının yalnız bırakılmaması gerektiğini söyledi.
ÇADIR KAMPLARINDA YAŞAM HER GEÇEN GÜN AĞIRLAŞIYOR
Gazze’de binlerce kişi halen çadır kentlerde yaşamını sürdürmeye çalışırken, temel ihtiyaçlara erişimde yaşanan sıkıntılar giderek büyüyor. Temiz su, sağlık hizmeti, elektrik ve gıda eksikliği bölgede insani krizi derinleştirirken Filistinliler, yaşadıkları sürecin yalnızca bugünü değil gelecek nesilleri de etkileyecek ağır bir travmaya dönüştüğünü dile getiriyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)