Hantavirüs: ABD Kore’de buldu, dünyaya yaydı
Arjantin, Şili veya Uruguay çıkışlı olduğu tahmin edilen, MV Hondius lüks bir yolcu gemisinde Hollandalı bir erkek turistin – bilahare eşi de - ilk ölüm vakası görülen, sonrasında ise şimdilik 8 vaka ve üç ölüm ile kayıtlara geçen yüksek riskli Hantavirüs varyantı tüm dünyada tedirginliğe yol açtı.
Devletler, küresel riske karşı dikkatli olmaya çalışıyor. Varyanta ilişkin Türkiye’de de gündeme gelirken, Sağlık Bakanlığı, Türkiye’de Hantavirüs vakası bulunmadığını açıkladı.
Bu gizemli virüsün geçmişi ise Amerika Birleşik Devletleri ile yakında alakalı. Zira dünya Hantavirüs ile Kore Savaşı sırasında tanışmıştı.
Kore’ye “koruma ve kurtarma” kılıflı bir işgal operasyonuyla giden ABD güçleri, bu ülkede adını koyamadıkları bir hastalığa yakalanmış, yaklaşık 3 bin asker bundan etkilenmiş, - resmi veriler doğruysa eğer – 400’e yakın da can kaybı yaşanmıştı. Salgın, ABD ordusunun bütün lojistik ve sıhhiye programını da alt üst etmişti.
Neticede, 3 bin civarında hasta için 10 bine yakın bir destek ekibinin teyakkuza geçirilmesi gerekmişti.
KORE’DEKİ HANTAN NEHRİ VİRÜSE İSİM OLMUŞTU
Hantavirüslerin genetik geçmişi, dünya kemirgen kaynaklı salgınlarla benzeşmeler göstermekteydi. Çok eski çağlardaki bazı salgınlar ile özellikle Orta Çağ Avrupa’sındaki veba salgınlarındaki kimi emareler, Hantavirüs ile ilişkilendirilebilecek mahiyetteydi.
Tıp tarihçileri, o dönemlerdeki virüsün yol açtığı semptomların (yüksek ateş, şiddetli kas ağrısı ve hızlı solunum yetmezliği) birçoğunun sonraki devirlerde de – gelişerek – var olduğu düşüncesini taşımaktaydı.
Ancak “Hantavirüs” isminin tıp literatürüne girmesi ve bir hastalık olarak tanımlanması çok daha yakın bir tarihe, 1950’lerdeki Kore Savaşı’na dayanmaktaydı. Virüs, Kore’de bulunan ABD askerleri arasında görülmüş, on binlerce asker bu virüsün pençesine düşmüştü. O yıllarda Amerikalılar hastalığa “Kore Kanamalı Ateşi” adını koymuşlardı.
Bu olaylardan yaklaşık yirmi beş yıl sonra, 1976’da da Güney Koreli Dr. Ho-Wang ise virüse, vakaların Güney Kore’deki Hantan Nehri (Hantangang) bölgesinde görülmesinden hareketle “Hantavirüsü” ismini uygun bulmuştu.
SİPERLERDEKİ AMERİKALILARIN ÇÖPLERİ VİRÜSÜ “UYANDIRDI”
Vaka, ilk olarak 1951 yazında, özellikle 38. Paralel civarındaki cephe hattında savaşan Amerikan askerleri arasında aniden yüksek ateş, şiddetli iç kanama ve böbrek yetmezliği vakaları görülmesiyle kayıtlara girmişti. Amerikalılar bunu ilk önce Çin ve komünist Korelilerin bir biyolojik saldırısı olduğunu düşünmüşlerdi.
Ancak kısa sürede vakaların, sahadaki lojistik şartlardan kaynaklandığı anlaşılmıştı. Siperlerdeki yiyecek kırıntıları ve çöpler, kemirgenleri buralara çekiyordu, ayrıca dışkıları kuruyup toz haline geliyor, Amerikan askerleri de bunları soluyordu. Coğrafyadaki bitmek tükenmek bilmez yağmurlar da yine bu virüslü tozları askerlere bir şekilde bulaştırıyordu.
Amerikan Ordusu, 1951 ve 1952 yıllarına ilişkin 3500’ü aşkın Hantavirüsü vakası tespit etmiş, 400’e yakın da ölüm kayıtlara geçmişti. Rakamların ne kadar doğru olduğu ise bugün bile hala tartışılmakta. ABD’li yetkililerin çok daha fazla olan vaka ve ölüm sayısını gizledikleri yıllardır ileri sürülüyor.
ABD ASKERLERİ: BU TOPRAKLARIN LANETİNE MARUZ KALDIK
Doktorlar, Hantavirüs bulaşmış hastalar karşısında tam bir çaresizlik içindeydi. Hastalık, yakaladığını 48 saat içerisinde “bitiriyordu.” Bu saldırı görünen, sesi duyulan, darbesi hissedilen kurşun veya bomba saldırılarına benzemiyordu, Amerikalılar, görünmez bir düşmanın pençesindeydi. Bir doktor, yirmili yaşlarındaki genç askerler için, “İç organlar hızla iflas ediyor, görünmez kurşun yemiş askerlerimiz içten dışa doğru eriyordu.” cümlesini kurmuştu.
Antibiyotikler hiçbir işe yaramıyor, bu durum da sağlık ekiplerini travmaya sokuyordu. Hem askerler hem sağlık ekibi, “Bu toprakların lanetine maruz kaldık” diye düşünmeye başlamıştı. Bir asker de anılarında, “Artık herkes Koreli, Çinli keskin nişancılardan değil de siperlerdeki toz topraktan korkuyor. Hastalığa yakalanan arkadaşlarımızın vücutları içten dışa doğru havaya uçuyordu.” diye yazmıştı.
KORELİLER VİRÜSTEN ETKİLENMİYORDU
Amerikan güçlerinin moralini daha da bozan, böylece “lanet” söylentisini daha arttıran husus ise Korelilerin nadir birkaç örnek dışında Hantavirüs’ten etkilenmemeleriydi. Amerikalılar bu hastalıktan kırılırken, yerel halk ve Kuzey Kore/Çin birlikleri arasında ise vakalara rastlanmıyordu.
Bu garip durumun nedeni o dönemde hemen anlaşılamasa da ilerleyen yıllarda yapılan araştırmalar, konunun “ekolojik hafıza” ile ilgisini ortaya koyacaktı. Buna göre, Kore halkı, yüzyıllardır bu virüsü taşıyan kemirgenlerle aynı coğrafyada yaşıyordu.
Bu ise yerel halkın bağışıklık sisteminde “hafifletilmiş” bir direnç oluşturmuş, birçok Koreli, çocukluk döneminde bu virüsle hafif bir şekilde tanışırken vücutları gereken antikoru geliştirmişti.
Virüsle hiç tanışmamış ABD’lilerin vücutları ise Koreliler gibi “hafifletilmiş” değil çok sert direnç göstermiş bu durum da “kontrolsüz savunma”ya yol açarak bünyelerde büyük bir tahribata yol açmıştı.
KORE’DEN DÖNEN GEMİLER VİRÜSÜ DÜNYANIN DÖRT BİR YANINA TAŞIDI
Kore’de sadece ABD’nin sorunu olan Hantavirüs, işgal hareketinin bitip, gemi, uçak ve diğer ekipmanların dört bir yana dağılmasıyla birlikte dünyanın da sorunu haline gelmişti. Kore’den dönen özellikle gemiler, virüslü toz ve sair bulaş partikülünü dünyanın farklı yerlerindeki ABD üslerine taşımışlardı.
Bundan dolayı da Kore Savaşı sonrasında, dünyanın değişik coğrafyalarında o dönemde adı henüz Hantavirüs olarak bilinmese de bütün bilindik semptomlarıyla görülür olmaya başlamıştı.
SALGIN ABD TOPRAKLARINA DA SİRAYET ETMİŞTİ
Hantavirüs, uzunca bir süredir; Balkanlar, İskandinavya, Güney Amerika başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde görülüyor. Kore’deki yerel şartlarda, yerel halkı neredeyse hiç rahatsız etmeden belki de asırlardır var olan bir virüs, ibretamiz bir şekilde, bir işgal girişimi vesilesiyle ABD’nin başına büyük dertler açmıştı.
ABD, sadece 1950’lerdeki ilk darbeyi yemekle kalmamış, virüsü dünyaya yaymaya vesile olarak küresel riski ileri seviyeye taşımış, yetmemiş 1993 yılında da kendi topraklarında da Hantavirüs vakalarıyla uğraşmıştı.
- Muhammed Mir, “Hantavirüsler”, Science Direct, Mart 2010
- K. M. Johnson, “Hantavirüsler: Tarihçe ve Genel Bakış”, Research Gate, Şubat 2001
Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi