Osmanlı'nın 487 yıllık tıp geçmişi, Hafsa Sultan Darüşşifası'nda sergileniyor
Manisa’nın Şehzadeler ilçesinde asırlardır ayakta duran Hafsa Sultan Darüşşifası, yalnızca tarihi bir yapı değil, aynı zamanda Osmanlı’nın sağlık anlayışını günümüze taşıyan yaşayan bir hafıza niteliği taşıyor. Yüzyıllar boyunca hastalara şifa dağıtan yapı, bugün ziyaretçilerine geçmişin tıp dünyasına kapı aralıyor. Osmanlı hekimlerinin kullandığı cerrahi aletlerden el yazması tıp kitaplarına kadar birçok eserin sergilendiği müze, hem yerli hem yabancı turistlerin yoğun ilgisini görüyor.
KANUNİ’NİN ANNESİ İÇİN YAPTIRILDI
Hafsa Sultan Darüşşifası, Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Ayşe Hafsa Sultan tarafından yaptırılan Sultan Camii ve Külliyesi’nin önemli bölümlerinden biri olarak öne çıkıyor. 1522 yılında inşasına başlanan külliyeye 1539 yılında eklenen darüşşifa, Osmanlı döneminde sağlık hizmetlerinin merkezi haline geldi.
Manisa Celal Bayar Üniversitesi bünyesinde hizmet veren müze, geçmişin sağlık sistemini bugünün ziyaretçilerine aktarıyor.
“HERKES BURADA TEDAVİ OLABİLİYORDU”
Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Şifahanesi Tıp Tarihi Müzesi Müdürü Doç. Dr. Kadir Adamaz, yapının yalnızca bir hastane değil aynı zamanda dönemin eğitim merkezi olduğunu söyledi.
Darüşşifanın vakıf sistemiyle ücretsiz sağlık hizmeti verdiğini belirten Adamaz, din, dil ve ırk ayrımı yapılmaksızın herkesin burada tedavi edildiğini ifade etti.
Aynı zamanda medrese öğrencilerinin burada uygulamalı eğitim aldığını kaydeden Adamaz, yapının dönemin tıp fakültesi işlevini gördüğünü anlattı. İçerisindeki eczane bölümü sayesinde eczacıların yetiştirildiğini belirten Adamaz, hasta bakıcı eğitimiyle de adeta bir sağlık bilimleri kampüsü niteliği taşıdığını dile getirdi.
AKIL HASTALARI DA TEDAVİ EDİLİYORDU
Darüşşifada fiziksel hastalıkların yanı sıra ruhsal rahatsızlıkların da tedavi edildiğini ifade eden Adamaz, özellikle 19’uncu yüzyıla kadar yapının çok yönlü sağlık hizmeti sunduğunu belirtti.
Modern hastanelerin kurulmasının ardından normal hastaların farklı merkezlere yönlendirildiğini söyleyen Adamaz, akıl hastalarının tedavisinin ise burada devam ettiğini aktardı.
Yunan işgali döneminde yapının ciddi zarar gördüğünü ifade eden Adamaz, Cumhuriyet’in ilk yıllarında yeniden akıl hastanesi olarak kullanılmaya başlandığını belirtti. Günümüzdeki Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’nin temelinin de bu darüşşifaya dayandığını vurguladı.
OSMANLI’NIN TIP MİRASI SERGİLENİYOR
Müzede Osmanlı dönemine ait çok sayıda sağlık materyali ziyaretçilere sunuluyor. Cerrahi aletler, tedavi araç gereçleri, hekimlerin tuttuğu notlar ve el yazması tıp kitapları dönemin sağlık anlayışına ışık tutuyor.
Doç. Dr. Adamaz, ziyaretçilere dağlama yöntemleri, göz hastalıkları tedavileri ve akıl hastalıklarına yönelik uygulamalar hakkında da bilgiler verildiğini söyledi.
Osmanlı döneminde ileri düzey tıp uygulamalarının yapıldığına dikkat çeken Adamaz, özellikle göz hastalıkları alanındaki gelişmiş uygulamaların dikkat çekici olduğunu ifade etti.
“KEHHAL”LAR GÖZ AMELİYATLARI YAPIYORDU
Osmanlı döneminde “Kehhal” olarak adlandırılan göz hekimlerinin darüşşifada görev yaptığını belirten Adamaz, burada göz ameliyatlarının gerçekleştirildiğini söyledi.
Müzede yer alan heykel ve canlandırmalar sayesinde ziyaretçilerin dönemin tıbbi uygulamalarını birebir görme fırsatı bulduğunu ifade eden Adamaz, darüşşifanın dönemin ileri tıp merkezlerinden biri olduğunu vurguladı.
DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDAN ZİYARETÇİ GELİYOR
Her yıl yaklaşık 40 ila 50 bin ziyaretçinin ağırlandığı müze, yalnızca Türkiye’den değil dünyanın birçok farklı ülkesinden gelen turistleri de ağırlıyor.
Amerika kıtasından Afrika’ya, Avrupa’dan İskandinav ülkelerine ve Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyadan gelen ziyaretçiler, Osmanlı’nın sağlık sistemini yerinde inceleme fırsatı buluyor.
Asırlardır ayakta kalan Hafsa Sultan Darüşşifası, geçmişin tıp bilgisini bugünün insanıyla buluşturmaya devam ediyor.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)