RTÜK’ten “Aile ve Nüfus” belgeseli: Kardeş kelimesi lügatimizden siliniyor
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), “Türkiye Neden Aile ve Nüfus 10 Yılına İhtiyaç Duyuyor?” temasıyla hazırladığı belgeseli kamuoyunun erişimine açtı.
Kurumun sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, çalışmanın Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen “Aile On Yılı Vizyon Belgesi” kapsamında hazırlandığı belirtildi.
Paylaşımda, belgeselin tamamına RTÜK’ün resmi YouTube hesabı üzerinden ulaşılabileceği ifade edilirken, tanıtım görüntülerine de yer verildi.
BELGESELDE ÇARPICI VERİLER YER ALIYOR
Yaklaşık 5 dakikalık tanıtım bölümünde ise Türkiye’nin demografik yapısına ilişkin dikkat çeken tespitler öne çıktı.
Belgeselde, nüfus artış hızındaki düşüşün “sessiz ama derinleşen bir sorun” olduğuna vurgu yapılarak, doğum oranlarındaki gerilemenin uzun vadede toplumsal yapıyı etkileyebileceği ifade edildi. Tanıtımda, “Bazı değişimler sessiz olur; ancak bir sabah doğan bebek sayısının azaldığını fark edersiniz” sözleriyle mevcut tabloya dikkat çekildi.
Verilere göre Türkiye’de doğurganlık hızının 2026 yılı itibarıyla 1.41 seviyesine gerilemesi bekleniyor. Bu oran, nüfusun kendini yenileme eşiği olarak kabul edilen 2.1’in oldukça altında kalıyor. Belgeselde ayrıca, hanelerin yüzde 57.2’sinde çocuk bulunmadığı bilgisi paylaşıldı.
"HANELER KÜÇÜLÜYOR, AİLE YAPISI ÇÖZÜLÜYOR"
Uzman görüşlerine de yer verilen yapımda, SETA Toplum ve Medya Araştırmaları Direktörü Prof. Dr. Faruk Taşçı, doğurganlıkta kritik eşik olan 2.1 seviyesinin altına inilmesinin ülke açısından risk oluşturduğunu belirterek, "1965'te kadın başına 6.6 çocuk doğurulurken bugün bu sayı sadece 1.42. Uzmanlar bu eğilimi sadece bir sayı değil bir yapı çözülmesi olduğunu söylüyor." dedi.
Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Cemalettin Şahin ise tarihsel perspektife dikkat çekerek, "Atatürk İstanbul Daru'l Fünun heyetini kabul ettiğinde İzmir'de 'Türkiye 100 milyon olmalıdır' diyor. Elimizde bunun kaynakları var" diyerek, Türkiye’nin geçmişte de yüksek nüfus hedefleri olduğunu ifade etti.
Belgeselde, evlilik ve boşanma oranlarındaki değişime de değinildi. Günümüzde evlenmeme oranlarının arttığı, her üç evliliğe karşılık bir boşanmanın gerçekleştiği bilgisi paylaşıldı.
Eğitimci Dr. Burhan Can, özellikle ilk evlenme yaşının yükselmesinin doğurganlık üzerinde doğrudan etkili olduğunu vurgulayarak "Evlilik ve boşanma hususunda söylenebilecek en önemli hadise ilk evlenme yaşı. Kadınların ilk evlenme yaşının artmasıyla beraber doğurganlık da düşüyor." dedi.
Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık ise hane halkı yapısındaki dönüşüme dikkat çekerek, ortalama hane büyüklüğünün üç kişiye kadar gerilediğini, bunun da akrabalık bağlarının zayıflamasına yol açabileceğini ifade etti.
Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi